işü
Son yayınlanan yazılar
print this page
Son yazılar
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kısırlık Tedavisinde Yeni Yöntemler

Kısrlık yani infertilite günümüzün modern toplumlarında kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de sıkça görülen bir problemdir. Kısırlığın birçok sebebi olduğu gibi, çiftlerin %15'inde görülen ve açıklanabilir hiç bir sebebi olmayan kısırlık da mevcuttur. Tıptaki gelişmelerle birlikte farklı kısırlık tedavileri de mevcuttur:

YUMURTLAMA TEDAVİSİ-YUMURTLAMA TAKİBİ
Açıklanamayan infertilite ve düzensiz yumurtlamalarda kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde oral olarak kullanılan haplar ya da bir takım cilt altı iğneleriyle yumurtalar uyarılarak , yumurtlama düzenli ve takip edilebilir hale getirilmekte ve 3 ila 6 ay boyunca bu tedavi ile hamilelik oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tedaviye ek ve destekleyici olarak aşılama da yapılabilmektedir ancak aşılamanın uygulanacağı hastalarda mutlaka en az 1 tüpün açık olması gerekmektedir. Aşılama yönteminde spermler rahim ağzına bırakılarak hamileliğin daha kolay oluşmasına destek verilmektedir.

AMELİYAT GEREKTİREN TEDAVİLER
Halk arasında çikolata kisti denilen endometriomaların varlığı, tüplerde oluşmuş yapışıklıklar , myom , polip ve benzeri oluşmuş patalojik yapılardan kaynaklı infertilite durumlarında laparoskopi veya histeroskopi ile ameliyatlar yapılmakta ve iyi sonuçlar alınmaktadır. Bazı durumlarda polikistik over hastalarında da cerrahi müdaheleler söz konusu olabilmektedir.

TÜP BEBEK TEDAVİSİ (IVF, ICSI)
Tüp bebek tedavisi yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllenerek rahme yerleştirilmesi ile oluşturulan gebelikler için kullanılan tanımdır. Yetersiz sperm , yumurtlama takibi ya da aşılamaya tepki vermemiş durumlar ve her iki tüpün de kapalı olamsı halinde sıkça başvurulan bir yöntemdir.
Bu yöntem 4 aşamadan oluşur:
Yumurta gelişiminin sağlanması
Yumurtaların toplanması
Yumurtaların döllenmesi
Embriyonun rahme yerleştirilmesi

Tüp bebekte başarı oranı yaşa bağlı olarak değişim göstermektedir. Buna göre :

35 yaşın altındaki kadınlarda %30-35
35-37 yaş arası kadınlarda %25
38-40 yaş arası kadınlarda %15-20
40 yaş üzerindeki kadınlarda %6-10
Oranında canlı doğum yapma olasılığı bulunmaktadır.

YUMURTA VE SPERM DONASYONU
Ülkemizde yasal olmamakla birlikte, pek çok ülkede yumurta ve sperm donasyonu sistemi mevcuttur. Erkekte sperm yokluğu (azospermi) , yaş ya da başka nedenlerle yumurta sayısında yetmezlik görülen yahut menopoza girmiş kadınların başvurduğu bir yöntemdir.
0 yorum

Cilt Kanseri Tedavisi

Küresel ısınmaya paralel olarak yaşanan güneş ışınlarındaki değişimler ve bilinçsiz solaryum uygulamalarının yayılması ne yazık ki cilt kanserine yakalanan kişilerin sayılarının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Özellikle de solaryum ne yazık ki gerçekleştirilen bilinçsiz uygulamalar nedeni ile cilt kanserinin yayılımında büyük rol üstlenmektedir. Yapılan bir inceleme sonucunda solaryumun yaygın olduğu ülkelerde cilt kanserine yakalanan kişi sayısının da yüksek olduğu görülmüş ve pek çok ülkede buna bağlı olarak ya solaryum yasaklanmış ya da solaryuma girme yaşı yükseltilmiştir. 

Cilt kanserinden korunmak için alınması gereken bazı basit önlemler bulunmaktadır.Cilt kanserinden korunma amaçlı olarak dikkat edilmesi gereken ilk ve en önemli nokta özellikle de güneşin en tepede bulunduğu sıcak yaz günlerinde kesinlikle güneş kremi sürmeden dışarı çıkmamaktır. Güneş kremi seçimi konusunda çok titiz davranılmalı, yüksek faktörlü güneş kremleri seçilmeli ve asla korumasından emin olunmayan bilinmedik markalar sadece uygun fiyatları nedeni ile tercih edilmemelidir. Güneş kremi sürülse dahi yazın en sıcak günlerinde mümkün olduğunca özellikle de 11:00 – 15:00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalıdır. Güneşin bir numaralı cilt kanseri nedeni olduğu bilinerek buna karşı alınacak önlemlerde hassas davranılmalıdır. Yine yazın pek çok kişinin yaptığı aşırı güneşlenme aynı zamanda ne yazık ki cilt kanserine davetiye çıkaran en büyük hatalardan biridir. Bu yüzden aşırı güneşlenme sonucu oluşan cilt yanıklarının tatilinizi burnunuzdan getirmesini engellemek hem de cilt kanserine yakalanma riskinizi düşürmek adına uygun saat dilimleri arasında belirli periyotlar dahilinde güneşlenmeniz önemlidir.
Bir diğer önemli konu ise solaryumdur. Bronzlaşmak adına sağlığınızdan olmamak adına solaryuma girmeden önce mutlak suretle cilt analizi yaptırmanız, bu analiz sonucunda solaryum için uygun bulunursanız solaryuma girmeniz, solaryuma girmeden önce mutlaka koruyucu kremler sürmeniz, solaryumda daha hızlı bronzlaşmak adına çok uzun süre solaryumda kalmamanız ve solaryumdan çıktıktan sonra mutlaka nemlendirici kremler ile cildinizi korumanız önemlidir. Yine beni bulunan kişilerin mutlaka bu benleri yakından takip etmeleri, benlerde renk değişimi oluşması halinde mutlaka bir cilt doktoruna muayene olmaları önemlidir.  
0 yorum

Çikolata Kisti Tedavi Edilmezse

kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ahmet Canbaz, üreme çağındaki kadınlarda görülen çikolata kistinin (endometriozisin) tedavi edilmemesi halinde kısırlığa neden olabileceğini söyledi. Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Kliniğinden Opr. Dr. Ahmet Canbaz "endometriozis(çikolata kisti)" hakkında bilgi verdi. Dr. Canbaz, "Endometrium hücrelerinin overe (yumurtalık) yerleşmesi ve oluşan kanamaların yumurtalıkta birikerek oluşturdukları kistlere endometriozis (çikolata kisti) adı verilir. Kistin içinde biriken Sıvının renginin genellikle koyu kahverengi olması ve görüntüsünün de çikolataya benzetilmesi nedeniyle bu ismi almıştır" dedi. Opr. Dr. Ahmet Canbaz, " 'Çikolata kisti' olarak bilinen endometriozisin, özellikle üreme çağındaki kadınlarda yaygın görülen kronik bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık 200 milyon kadın ve genç kız bu hastalıkla mücadele etmektedir" ifadelerini kullandı. Hastalığın her kadında aynı şekilde görülmediğini söyleyen Dr. Canbaz, "Kimisinde çok az, kimisinde şiddetli olabilir ve bıraktığı izler veya yarattığı değişiklikler farklı olabilir. Bireylerin cevap varyasyonları ve algılama eşiklerine de bağlı olarak kişiden kişiye farklı düzeyde bulgular göstermektedir.

Yani çok hafif düzeyde hastalığı olan kişide çok şiddetli sorunlar olurken ileri düzey hastalığı olan kişilerde hiç bulgu olmayabiliyor" diye konuştu. Endometriozis tedavi edilmez ise kısırlığa neden olabileceğini söyleyen Dr. Ahmet Canbaz, "Özellikle adet dönemini ağrılı geçiren, kasık ağrısı çeken kadınlarla cinsel ilişki sırasında ağrı yaşayan kadınlarda endometriozisden şüphelenilmelidir. Endometriozis tedavi edilmez ise kısırlığa neden olabilir. Hastalığın tanısı için, semptomları taşıyan kadınlara bu konuda Altın standart olan laparoskopiyle karın içinin gözlemlenmesi ve biyopsi aldırma yöntemleri uygulanabilir. Ayrıca, yumurtalık endometriozisi ultrasonda kolayca tanınabildiği için bir başka yöntem olarak, tanıda ultrason da kullanılabilir" şeklinde konuştu.


 Opr. Dr. Ahmet Canbaz sözlerini şöyle tamamladı: "Tedavi yöntemi hastanın yaşı, doğurganlık beklentisi ve şikayetleri ile paralel olarak her hastaya göre farklılık gösterse de genellikle 4 cm altındaki kistlerde cerrahi yaklaşım tercih edilmemektedir. Kist boyutlarında hızlı artma, gebe kalma güçlüğü ya da ağrı nedeni ile cerrahi, öncelik kazanabilmektedir. İlaçla tedavide doğum kontrol hapları, hormonlu spiral ve progesteron Hormonu içeren ilaçlar kullanılmaktadır. Kadınların jinekolojik muayenelerini yaptırmaları ve doğru tedavi planına doktorları ile birlikte karar vermeleri çok önemlidir."(İHA)
0 yorum

Panik Ataklar Şifayı Yanlış Adreste Arıyor


Şifa Üniversitesi Hastanesi Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Haluk Aksu, panik atak hastalarının 3-4 kardiyoloğa gittikten sonra ancak psikiyatristlere başvurduklarını belirtti. Panik atak hastalığı günümüzde bir çok insanın yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Panik atak hastalığının belirtileri, ilk etapta yaşamı tehdit eden başka hastalıkları akla getiriyor. Bu durum hastaların korkusunu daha da büyütüyor. Panik atak hastalarının genellikle 3-4 kez kardiyoloğa gittikten sonra kendilerine başvurduğunu belirten Şifa Üniversitesi Hastanesi Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Haluk Aksu, 30 yaşın altındaki hastaların bile panik atağında öncelikle acil servislere veya kardiyologlara başvurduğunu söyledi. Panik atağın beklenmedik bir anda ortaya çıkan yoğun korku ve kaygı duygusu olarak tanımlandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Aksu, "Bu yoğun korku ve kaygıya dayalı 13 tane belirtisi var. Başta çarpıntı, nefes darlığı, terleme olmak üzere aklını kaçırma korkusu, bulantı, karın ağrısı, göğüs bölgesinde sıkışma tarzı ağrı, düşüp bayılacakmış hissi, ölüm korkusu, çevrenin değişiyormuş gibi algılanması vb. belirtiler buna eşlik eder. Bu duyguları yaşayan kişi 'aklımı kaçırır mıyım', 'tuhaf bir şey yapar mıyım' veya 'çocuğuma zarar verir miyim' gibi bir çok farklı korkular yaşamaya başlar. Bu da korkuyu daha da büyütür. doktor 

BİLE İKNA EDEMİYOR 

Kişi göğüs ağrısı eşliğinde sol tarafında da uyuşma hissettiğinde;bu panik atağın belirtilerinden biridir, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma da hissedilir. Bu durumda hasta 'eyvah kalp krizi geçiriyorum' diyerek hemen kardiyoloğa ya da en yakın hastanenin acil servisine koşturur. İşin en ilginç yanı, panik atak hastaları en son bize, yani psikiyatristlere gelirler. Hatta çoğu bize gelene kadar da 4-5 tane kardiyolog dolaşmış oluyor. Kardiyolog 'bir şeyin yok' dediğinde de kişi tatmin olmuyor. Çünkü insanlar ruhsal rahatsızlıkları çok zor kabullenirler. O yüzden bir sıkıntı olduğunda onun psikolojik değil fiziki bir rahatsızlık olduğunu düşünürler" diye konuştu.

 PSİKİYATRA YÖNLENDİRİN 

Kardiyolog veya acil servis hekimlerinin gerekli tetkikleri yaptıktan sonra çoğunlukla, 'önemli bir şeyin yok, sıkıntıdandır, sen kafana takma geçer' diyerek hastayı tekrar evine gönderdiğini belirten Aksu, "Oysa bu tür hastaların mutlaka psikiyatriste yönlendirmesi gerekiyor. Kişi psikiyatriste gitmediği için de hastalığın belirtilerini tam olarak tanımıyor. Aynı belirtileri yaşadığında tekrar tekrar kardiyoloğa gidebiliyor. Ya da 'ben felç oluyorum' diyerek nöroloğa koşuyor" dedi. TEDAVİSİ MÜMKÜN Panik atağının 15 Dakika, nadiren de bir Saat sürdüğünü belirten Aksu, "Bir kere hastanın mutlaka psikiyatriste gitmesi gerekiyor. Bazen kan şekeri düşüklüğü, bir takım kalp hastalıkları, kullanılan ilaçlar, troid hastalıkları gibi psikolojik temelli olmayan, fiziki rahatsızlıklar da panik atağa neden olabiliyor. Hasta doğrudan bize gelse bile fiziki bir hastalığı olup olmadığını tespit etmek için öncelikle tam teşekküllü bir tıbbi muayeneden geçiriyoruz. Panik atak tanısı konulduktan sonra psikiyatrist ile terapi ve gerekirse ilaç tedavisine başlıyoruz" bilgisini verdi.(İHA)
0 yorum

Üveitin tedavisi



Uvea dokusunun tedavisi zordur. Bu nedenle mutlaka bu konuda eğitim almış uzman bir göz hekimi tarafından yapılmalıdır.
Çünkü üveitler genel olarak tekrarlayıcıdır. Yerleşirler ve yaptıkları her harekette gözde bir hasar bırakırlar. Yapışıklık bırakırlar, kataraktın artmasına neden olurlar, retinaya yerleşirler ve görme azlığı yapabilirler.
Tedavileri ise uzun ve zordur. Kortizonlu damlalar, göz çevresine yapılan ilaçlar, gözbebeğini büyüten ilaçlar ve gerekirse ağızdan sistemik ilaçlar verilerek, aylarca süren hatta bazen senelerce sürebilen tedavilere ihtiyaç duyulur.

Her üveit vakası farklıdır
Her üveit ve tedavisi mutlaka bu şekilde olmak zorunda değildir. Fakat üveitin cinsini ayırmak, bunun sürekli tedavisini yapmak ve kontrol altında tutmak çok önemlidir.
Üveitler tekrarlayıcı ve atak yapan rahatsızlıklardır. Her bir rahatsızlığın ve atağın ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmesi ve ona göre tedavi yapılması gerekir. Bu tedavilerin arasında da koruyucu olarak ilaç kullanılması gerekebilir.
Bu nedenle üveitin, özellikle hastanelerin uvea hastalıklarıyla uğraşan kısımlarında ve bu konuda eğitimli doktorlar tarafından tedavi takip edilmesi oldukça önemlidir.
0 yorum

Müzik ve sülük tıbbi tedavide kullanılacak



"Sülük tedavisi" bazı hastalıklarda "tamamlayıcı" tedavi olarak uygulanabilecek.





Geçmişte Anadolu'da akıl hastalarının tedavisinde kullanılan müzikle terapi, yaraları iyileştiren sineklerle yapılan "larva uygulaması", kirli kanı emen sülüklerin kullanıldığı "sülük tedavisi" bundan böyle bazı hastalıklarda "tamamlayıcı" tedavi olarak uygulanabilecek.

Sağlık Bakanlığın hazırladığı yönetmelikle bu tür tedaviler, izin verilen sağlık kurumlarında sadece hekimler tarafından yapılabilecek.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Geleneksel, Tamamlayıcı, Alternatif Tıp Uygulamaları Daire Başkanı Mehmet Zafer Kalaycı, 15 farklı dalı kapsayan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği hazırlandığını ve yakında yürürlüğe gireceğini bildirdi.

Yönetmelikle çok eskilerden bu yana uygulanan ve bir çoğu halk arasında da bilinen yöntemlerinin artık bazı rahatsızlıklarda "Tamamlayıcı" tedavi olarak uygulanabileceğini belirten Kalaycı, bu uygulamaların klasik tıbbi tedavilerin alternatifi değil, tamamlayıcısı olmasının amaçlandığını vurguladı.

Kalaycı, bu nedenle yönetmeliğin "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp" olarak adlandırıldığını ifade ederek, düzenlemenin dünyadaki uygulamalar dikkate alınarak hazırlandığını, Dünya Sağlık Örgütünün de bu çalışmaları aynı isimle yürüttüğünü kaydetti.

Avrupa'da modern ve geleneksel tıbbın bir arada kullanılması eğiliminin arttığını, modern tıpla uğraşan hekimlerin artık geleneksel tıbba da eğilim duymaya başladığını anlatan Kalaycı, düzenleme yapılırken "Yanıta dayalı tıp mı kanıta dayalı tıp mı?" şeklinde tartışmayı gündeme getirdiklerini söyledi.

Kalaycı, şu bilgileri aktardı:

"Yönetmelikte 15 başlık var. Bunların içerisine tam, net bir kanıt koyma şansı olmamış ama ciddi yanıtlar var. Hastalar iyilik halinden bahsediyorlar. Zaten bu uygulamaların çoğu kulaktan kulağa yayılmış. Biz bunu DSÖ ile de paylaştık. Onlar da bazı sınıflandırmalar içine girmek istiyorlar. Bizim ilk sorduğumuz yeterli kanıtınız var mı elinizde? A sınıf dergilerde 15 başlıkta sonuca ulaşmış bir şey var mı diye baktık. Daha çok buradaki 15 başlıkta kanıt üzerinde çalıştık. Bilimsel yayınlar incelendi, A sınıf dergilerdeki yayınları inceledik. Çıkarttığımız yönetmelik bu yayınlar üzerine oluşturuldu."

Bu uygulamaların hekimler tarafından yapılacağını, diğer sağlık personelinin de yardımcı olarak çalışabileceğini kaydeden Kalaycı, Bakanlığın bu tedaviyi uygulayanlara sertifika vereceğini, merkezleri ise ruhsatlandıracağını vurguladı.

Kalaycı, uygulamaların, "ünite" ve "uygulama merkezleri"nde yapılabileceğini, ünitelerin, özel ve kamuda sağlık hizmeti sunulan hastanelerde birim olarak, uygulama merkezlerinin ise eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversitelerde açılacağını ifade ederek, buralarda hem araştırma geliştirme yapılabileceğini hem de bu işi yapacaklara eğitim verileceğini söyledi.

MÜZİKLE TEDAVİ
Düzenlemenin içerdiği uygulamalardan bazılarıyla ilgili bilgiler de veren Kalaycı, "müzikterapi"nin tarihte "akıl hastaları" için Anadolu'da uygulandığını anımsattı.

Kalaycı, şu bilgileri verdi:

"Müzikterapi, Osmanlılar ve Selçuklular döneminde ve uygulanmış bir tedavi yöntemi. Zamanında ruh sağlığı bozuk kişiler bu yöntemle tedavi edilmiş. Endikasyonlar (Uygulanacak rahatsızlıklar) içinde psikolojik sorunlar da bulunuyor. Türk musikisinin bazı makamlarının hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar da var. Hatta geçmişte yapıldığı gibi bu musikinin içinde senfonik su sesi de kullanılıyor. Anadolu topraklarında tıp eğitimi verilen Gevher Nesibe adına kurulan kurumda müzikle terapi uygulanmış. Aynı şekilde Trakya'da Edirne'deki şifahanede de bu uygulamalar yapılmış."

BİTKİSEL TEDAVİ
Türkiye'ye has 3 bin 500-4 bin civarında tıbbi bitki olduğunu, bunun doğru tarım uygulamalarıyla 12 bine kadar çıkarılabileceğini bildiren Kalaycı, bu bitkilerin yönetmelik kapsamındaki uygulamalarda kullanılabileceğini, bunun da ülkenin kalkınmasına katkısı olabileceğini söyledi.

SÜLÜK, LARVA, KUPA
Sağlık Bakanlığının kısa süre içinde yürürlüğe girecek yönetmeliği, uzun yıllardır sağlık kurumlarında uygulanabilen ve bir tedavi yöntemi kabul edilen akapunkturu da kapsayan 15 geleneksel ve tamamlayıcı yöntemle ilgili düzenlemeler içeriyor.

Buna göre, akupunktur iğne veya lazerle vücuttaki belirli noktaların uyarılmasıyla kas, iskelet sistemi, baş, eklem ağrıları, kısırlık tedavisi, doğum ağrılarında, sigara bırakmaya bağlı psikolojik sorunlar, organik soruna bağlı olmayan gece işemesi, kemoterapiye bağlı sorunların ortadan kaldırılması için uygulanabilecek.

"HİPNOZLA DOĞUM"
Arı ve arı ürünlerinin kullanıldığı "Apiterapi", bağışıklık sistemini desteklemekte, geleneksel tıbbi ürünler ve ilaçların kullanıldığı "Fitoterapi", Bakanlığın ruhsat verdiği rahatsızlıklarda, "Hipnoz" belirli cerrahi işlemler öncesinde ameliyat korkusunu yenmek, anksiyete ve ağrıyla baş etmede, kısırlık tedavisinde, gebelik ve doğum süresince ve kadın hastalıklarında, yeme bozukluklarında, alkol ve sigarayı bırakmada, depresyon ve uyku bozukluğunda, "Sülük tedavisi", eklemlerde kireçlenme, bacaklarda damarsal sorunlardan kaynaklanan ağrının giderilmesinde, "Homeopati", kişiye özel seçilmiş ilaçlarla uykusuzluk, egzama, alerjik astım, kemoterapi kaynaklı bulantı ve kusma gibi yan etkilerin azaltılması, dikkat eksikliği ve hiperaktivitede ana tedaviye destek amaçlı, kısırlık ve diş ağrılarında uygulanabilecek.

Mekanik hareketliliğini kaybeden eklemlerin elle uygulanan yöntemlerle düzeltilmesini içeren "Kayropraktik", boyun ve bel ağrılarında, yumuşak doku zorlamalarında; bölgesel vakum uygulamaya dayanan "Kupa uygulaması", bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, romatizmal hastalıklarda, baş ağrısında, kabızlık, bulantı ve kusmada; laboratuvarda üretilen özel bir sinek türünün kullanıldığı "Larva uygulaması", iyileşmeyen yaralarda; bitkisel ilaçların özel iğnelerle cilt içine enjekte edildiği "Mezoterapi", eklem zedelenmesine bağlı şişlik ve ağrılarda, selülitte, migrene bağlı baş ağrılarında, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, spora bağlı yumuşak doku yaralanmalarında başvurulabilecek yöntemler arasında yer alabilecek.

Bazı solüsyonların eklem bağı dokusuna enjekte edildiği "Proloterapi"ye eklemlere bağlı şişlik ve ağrılarda, tekrarlayan baş, boyun ve bel ağrılarında, migrende, yumuşak doku spor yaralanmalarında; kas, iskelet sisteminin güçlendirilmesini içeren ve girişimsel bir yöntem olmayan "Osteopati"ye omurga ve iskelet sisteminin hareket bozukluğunda, omurga ve disk kaymalarında, ayaktan ameliyat sonrası rehabilitasyonda, kaza sonrası ağrılarda, uyku bozukluklarında; lokal ve sistemik olarak ozon-oksijen karışımının kullanıldığı "Ozon uygulaması"na eklem ve tendon yaralanmalarında; diyabetik ayakta, el, ayak tabanı, kulakta yönlendirici refleks alanlarının mevcudiyetine dayanan "Refleksoloji"ye psikolojik rahatsızlıklarda, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, baş ağrılarında ve uyku bozukluklarında başvurulabilecek.

Geçmişte Anadolu'da akıl hastalarının tedavisinde uygulanan, müziğin ve müzik uygulamalarının psikolojik, zihinsel ve sosyal ihtiyaçların karşılanmasında kullanılan "Müzikterapi" ise psikolojik sorunların tedavisinde, sosyal fobiler ve kişilik bozukluklarında, otizmde, zeka geriliğinde, kaygı giderilmesi ve tedaviye uyumda, bazı ağrılarda, felçli hastalarda, doğumhanelerde, yoğun bakımlarda tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olabilecek.
0 yorum
 
Support : Copyright © 2011. saglik8.blogspot.com - All Rights Reserved
Kafes kuşu | Radyomevlana | Yiğit CAMCI