işü
Son yayınlanan yazılar
print this page
Son yazılar
kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Obezitenin Nedenleri




Özellikle de bizim toplumuzda ki insanların yaklaşık % 60 oranında obezite hastalığı yaşaması ya da bı hastalığın evresine yaklaşması, pek çok kişiyi obezitenin nedenleri sorusunu araştırmaya yöneltmiştir. Nitekim günümüzde çocuklarda bile sıklıkla görülmekte olan bu hastalık, vücudun sağlıksal açıdan pek çok sıkıntı yaşamasına sebebiyet vermektedir. Böylece de, sağlıklı bir hayat kurmanın ilk yolu, düzenli beslenme ve kilo kontrolü yaptırmaktan geçmektedir.

 Genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranla aşırı artması sonucunda, kişinin boy uzunluğu ve vücut ağırlığının düzeyinin üzerine çıkması olarak tanımlanan obezite, Türkiye’ de başta erkekler olmak üzere pek çok kişide sıklıkla görülmeye başlamıştır. Özellikle de fast food kültürünün giderek etkin bir hal almaya başlaması, hazmı zor yiyeceklerle doldurulan midelerin genişlemesine sebebiyet vermektedir. Hal böyle olunca da, yaklaşık son on yıl içerisinde obetize oranlarının artması kaçınılmaz olmuştur. Obezitenin nedenleri olarak pek çok sebep madde sıralamamız mümkündür. Keza, insanların günlük yaşamlarını sürdürdükleri esnada maruz kalmış oldukları sert standartlar, onların yemek yeme ve uyuma alışkanlıklarını tamamen değiştirmek zorunda bırakmıştır. Gidişatın bu şekilde ilerlemesi de obezitenin türemesine ön ayak olmuştur.

 
Obezitenin Başlıca Nedenleri
        Kişinin aşırı ve düzensiz bir şekilde beslenme alışkanlığı geliştirmiş olması, obeziteyi tetikleyen en büyük etkendir.
        Gün içerisinde hantal kalmak ve yetersiz bir fiziksel aktivite sergilemekte vücudun şişmanlamasına sebebiyet vermektedir.
        Obeziteyi etkileyen en önemli etmenlerden bir diğeri de, eğitim düzeyi ve sosyo- kültürel faktörlerdir. Kaldı ki, bilinçli bir kişinin yeme düzeni ile bu konu üzerinden hiç eğiyim almamış birinin beslenme alışkanlıkları arasında dağlar kadar fark vardır.
        Hormonal ve metabolik etmenler de obezitenin nedenleri arasında gösterilir. Özellikle de, ergenlik döneminde hormonların dengesiz bir şekilde salgılanması, obezitenin daha aktif bir hale ulaşmasına sebebiyet vermektedir.
        Her ne kadar uzmanlar bu ihtimalin gerçekliği konusunda ikiye ayrılsa da, obezitenin genetik etmenlerden kaynaklandığını da söylememiz mümkündür. Keza anne ve babanın sağlıklı bir vücut yapısına sahip olması, onların çocuklarının gelişimi açısından da oldukça etkilidir.
        Aşırı derecede sigara ve alkol kullanımında obeziteyi tetiklediği apaçık ortadır. Özellikle de yemeklerle birlikte tüketilen alkol, vücudun hızlı yağ yakma eylemini yavaşlatarak, yağ birikimlerinin oluşmasına sebebiyet vermektedir.
        Antidepresan ilaçlarının kullanımı, pek çok fiziksel sıkınıtının yanı sıra, obezitenin de en büyük yardımcısıdır. Bu ilaçların düzenli kullanımı kişinin metabolizmasının yavaşlamasına sebebiyet vermektedir. Bu durumda obezitenin nedenleri sıralamasında önemli bir yer edinmektedir.


Mevcut durumdaki obezitenin nedenlerisıralandığı takdirde, yapılacak olanlarda az çok ortaya çıkmaktadır aslında. Keza uygulanan sağlıklı diyet programı ve kalori hesaplama yöntemleri ile obezitenin önüne geçebilmeniz mümkündür. Bu tarz kilo problemlerini engellemek için atılacak bir diğer önemli adım ise; kişinin kafasında bu sıkıntıyı halletmesi olacaktır. Keza, başarıya gidilecek olan yolun inanmaktan geçtiğini göz önünde bulunduracak olursak, sağlıklı bir ruh yapısı ile dengeli bir beslenme – egzersiz programı sayesinde obeziteden rahatlıkla kurtulabilirsiniz.
0 yorum

Obezitede tek suçlu ekmek değildir

Ekmeğin yararları ve bilinçli ekmek tüketimi konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla düzenlenen “Ekmeğe İade-i İtibar” panelinde konuşan Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, obezitenin tek suçlusunun ekmek olmadığını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker’in katılımı ile düzenlenen “Diyette Sağlıklı Ekmek Yemek Gerek” konulu Ekmeğe İade-i İtibar panelinde söz alan Koçak, “Türkiye, dünyanın en çok ekmek tüketen ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bu kadar yoğun tüketimin olduğu bir besinin üretim şartları ve ana hammadde olan unun kalitesi büyük önem taşıyor. Böyle bir durumda odaklanılması gereken, en doğru ekmeğin halka ulaştırılmasıdır. Toplumun temel besini, sofralarımızın nimeti ekmeği bu şekilde suçlamak ve halkın kafasını karıştırmak obezitenin çözümü olamaz” diye konuştu.

Karbonhidratı ve özellikle ekmeği yasaklayan protein ağırlıklı diyetlerin her zaman ilgi çekici olduğuna değinen Koçak, “Dönem dönem farklı isimlerle ortaya çıkan bu diyetlerin temeli hep aynıdır. Hızlı kilo kaybı ilk başlarda yüz güldürücüdür ancak daha sonra çok hızlı kilo alınması tesadüf değildir. Karbonhidrat içermeyen yüksek proteinli diyetlerin sonucunda yüksek kolesterol, ürik asit yüksekliği, hiperlipidemi, safra kesesi ve böbrek ile karaciğer problemleri sık karşılaşılan sorunlardır. Üstelik bu şekilde giden kiloların yeniden geri gelmesi bireyi daha da mutsuz eder ve metabolizmadaki yavaşlamayı geri döndürmek çok daha zordur” dedi.

“Hızlı kilo vermek çözüm değil”

Obezitenin çözümünün hızlı kilo vermek olmadığını belirten Koçak, “Diyetlerin başarısı da hangi sürede kaç kilo verildiği değildir. Asıl başarı, bireyin sağlığını bozmadan yaşam biçimine en uygun şekilde geleneksel alışkanlıklarını da içeren ve ömür boyu uygulanacak beslenme modelini keşfedebilmektir. Diyeti kilo verme yarışı olarak görmek, 2-3 ay ekmek ve karbonhidratsız yaşamak bazı bireyler için kamp hayatı gibi katlanılabilir bir durum olsa da, bu kampın bitimi maalesef hüsran ile sonuçlanmaktadır. Üstelik anne babalar bunun doğru bir beslenme modeli olduğunu düşünerek çocuklarına da bu tarz beslenme uyguladıklarında büyüme geriliği karşımıza çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Kaliteli ekmeğe ihtiyaç var”

Hiçbir hastalık gelişiminde veya sağlıklı yaşam için tedavide bir besinin mucize veya tek suçlu gibi etiketlenmesinin doğru olmadığının altını çizen Koçak, “Önemli olan dengeli ve doğru karbonhidrat, yeterli protein ve ihtiyaç ölçüsünde yağ içeren bir beslenme tipini benimsemektir. Tüm dünya Akdeniz diyetini en sağlıklı diyet olarak kabul etmiştir ve bu diyetin temeli tahıllardır. Kaliteli ve tam undan hijyenik koşullarda hazırlanmış ekmeklere ihtiyacımız var. Yenilenen ekmek tebliğine göre buğday tanesi eskiden kepek ve ruşeym ayrılarak un haline geliyor ve fırınlara bu şekilde gidiyordu. Şimdi bu faydalı kısımların daha fazla içinde kalacak şekilde iyileştirme yapılması sevindirici ama biz çok daha iyi bir ekmek istiyoruz. Son gelişmeler tam buğday ekmeğine geçiş için önemli bir adım ama devamı mutlaka gelmeli” diye konuştu.

Günlük karbonhidrat ihtiyacının yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivite durumuna göre değişmekle birlikte, günlük enerjinin yüzde 55-65’lik kısmını içermesi gerektiğini söyleyen Koçak, “Buna göre günlük en az 4-5 dilim ekmek, tercihen tam buğdaylı veya çavdarlı tüketilebilir. Tam buğday ekmeği vitamin, mineral ve lif içermesi açısından kıymetli bir besindir; uzun süre tok tutar; çiğneme süresi uzun olduğu için doygunluk hissine katkıda bulunur; glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekerini de hızlı yükseltmez” dedi.

0 yorum

Nasıl Kilo Alınır

Günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biri de kilo sorunlarıdır. Ne yazık ki yapılan araştırmalarsonucunda ülkemizde yaşayan insanların bir çoğunun obezite olarak isimlendirilen aşırı şişmanlığın pençesinde olduğu görülürken azınlıkta kalan insanların yine büyük bir kısmının aşırı zayıf olduğu görülmektedir. Yani sağlıklı kilo olarak kabul edilen normal kilolu insanların sayısı her geçen gün azalmaktadır. Özellikle de yetişen yeni nesilde kilo sorunu bariz bir şekilde göze çarparken obez çocuk sayısının da arttığı Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ortak proje sonucunda okullarda yaptırılan anketler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. 

Unutulması gereken en önemli konu düşük kilolu olmanın da aşırı kilolu olmak gibi sağlık sorunu olduğudur.Yani aşırı zayıf olmak ta bir hastalık olarak kabul edilmekte ve beraberinde sağlık için bazı riskleri oluşturmaktadır. Peki nasıl kilo alınır, sağlıklı kilo almak istiyorum diyenler ne yapmalıdır? Kilo almak için uygulanacak pek çok farklı yöntem bulunmakla beraber önemli olan sağlıklı kilo alabilmektir. Sağlıklı kilo alma için uymanız gereken ilk kural ise diyetisyen eşliğinde kilo almaktır. Diyetisyeniniz tarafından oluşturulacak sağlıklı kilo alma listesi sizin hem ihtiyacınız olan kiloya ulaşmanızı sağlayacak hem de aldığınız yeni kiloların sağlığınızı olumsuz etkilemesini engelleyecektir. Sağlıklı kilo almanın kolay yolları araştırılacağına bunun uzun ve zor bir yol olduğunun bilincinde olarak yola çıkılmalı ve kararlı adımlarla sabırla bu yolda ilerlemedir. Ancak sağlıklı kilo aldıran yiyecekler bakımından zengin bir menü oluşturmanın hiçbir sakıncası yoktur.

Örneğin muz hem son derece faydalı bir meyvedir hem de kalorisi son derece yüksektir. Ancak muz tüketirken aşırıya kaçılması halinde kabızlık ve karın ağrısının oluşması da kaçınılmazdır. Yani kilo aldıran yiyecekler tüketilirken tek düze beslenilmemeli ve her yiyecek belirli miktarda ve belirli aralıklarda tüketilmelidir. Yine hızlı kilo aldırdığı için bol bol çikolata, kremalı pastalar ya da patates kızartması da tüketmek son derece sağlıksız olup bu yöntemle alınan kilolar sağlıksız olan kilolar olarak görülmektedir. Bu nedenle hızlı kilo almak yerine sağlıklı kilo almak çok daha önemlidir.
0 yorum

Kilo Verdiren Yaz Besinleri

Her yıl olduğu gibi yaz aylarının gelmesiyle, istemediğimiz bazı fazla kilolarımız ya kıyafet seçimlerimizden ötürü daha da belirgin oluyor ya da bu kilolarımızdan ötürü istediğimiz kıyafetlerimizi giyemiyoruz. Aslında kış aylarında her canlıda olduğu gibi vücudumuzun yağ depolaması çok normal, önemli olan moralimizi bozmayıp vücudun işleyişini akışına bırakmamızdır. Bunu yapmanın en kolay yolu da döneminin meyve ve sebzelerini tüketmektir.

Armut ve kabak gibi besinler bünyesinde bol pektin lifleri bulunduran ender yiyeceklerden bazılarıdır. Lifli yapıları sayesinde hem sizi tok tutacaklardır hem de kan şekeriniz ile kolesterolünüzü makul seviyelere indirgeyeceklerdir.

Başka bir yararlı meyve ise barındırdığı fitokimyasallar sayesinde insülin seviyenizi düşüren greyfurttur. Güne kahvaltıdan sonra bir bardak sade greyfurt suyu içerek başlamanız metabolizmanızı hızlandıracaktır.

Domates %95 su içeren bir sebze olduğundan su ihtiyacına bire birdir.

Bunun yanı sıra karpuz da tüketerek vücudun sıvı ihtiyacını besinlerle giderebilirsiniz.
Unutmayın ki ne kadar bol su içerseniz, metabolizmanız o kadar hızlı çalışacak ve yağların yakımı hızlanacaktır.

Yine bol miktarda su içeren bir diğer besin de salatalıktır, ayrıca barındırdığı erepsin enzimleriyle sindiriminizi rahatlatacaktır. Domates ve salatalık sahip oldukları zengin vitaminler sayesinde toksin atıcı olarak vücudunuza fayda sağlayacak, cildinizi daha da güzelleştireceklerdir.

Maydanozu mümkün olduğunca çiğ tüketin. Yüksek ısıda çözülüp herhangi bir faydası kalmayan maydanoz hem sindirimi hızlandırır hem de iştahınızın kabarmasını engeller.

Yaz denilince akla mis gibi kokusuyla ilk gelen meyvelerden olan çilek, kilo verebilmeniz açısından size en fazla yardımı dokunacak besinlerin başında gelmektedir. Çilek, içerisinde bulundurduğu adiponektin hormonu sayesinde yağ yakım hızınızı ciddi bir şekilde arttırarak amaçlarınıza sizi bir adım daha yaklaştıracaktır.

Yazın bastırmasıyla birlikte vücudun su kaybı ve vücut ısınızın yükselmesinden dolayı genelde serinlemek için dondurma tercih edenler, aman çok dikkat edin! Meyveler aracılığıyla vücudun ihtiyaç duyduğu aynı ve hatta doğal olan tatlıyı yine vücudunuza alabilirsiniz. Meyvelerinizi dondurucunuza koyup dondurun ve soğuk bir yoğurt ile karıştırarak afiyetle yiyebilirsiniz.

Her şeyin fazlası zarardır bunu hiç unutmayın, kilo vermek için tek bir besine yüklenirseniz almak istediğinizin aksi sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Her şeyi kararında tüketin ve yapay yiyeceklerden kaçınarak yazın size armağan ettiği güzelim besinlerle, herhangi bir moral bozukluğu yaşamadan beslenin, sonuç kendiliğinden gelecektir.

0 yorum

Yag Yakan Yiyecekler Nelerdir

Zayıflamak isteyen kişilerin dikkat etmeleri gereken en önemli konuların başında kilo verirken vücutlarında biriken yağ oranından mümkün olduğunca fazla miktarda vermeye çalışmalarıdır. Aksi halde hem vücut kas kütlesinden kayıp yaşayacağı için sağlıksız bir şekilde zayıflanmış olacak hem de diyetin bırakılması ile beraber verilen kilolar fazlası ile beraber geri alınacaktır. Üstelik vücut yağ yakmak için kaslara ihtiyaç duyduğu için bir sonraki diyette kilo verilmesi zorlaşacağı gibi kilo verme hızı da düşecektir. Bu nedenle diyet boyunca yağ yakan yiyeceklerin yenmesi çok önemlidir. 

Peki yag yakan yiyecekler nelerdir?
Yag yakan yiyecekler arasında ilk sırayı hiç kuşkusuz son dönemin en popüler zayıflama ilaçları arasında ilk sırada yer alan kırmızı biber almaktadır. Yapılan bilimsel araştırmalar ile etkisi kanıtlanan kırmızı biber içerisinde barındırdığı etken maddeleri ile metabolizmanın çok daha hızlı çalışmasını sağlarken aynı zamanda buna bağlı olarak vücudun yaktığı yağ miktarını da arttırmaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta kesinlikle içerisine katkı maddeleri katılan kırmızı biber hapı gibi ilaç formatında satılan kapsüllerden uzak durulmasıdır. Özellikle de Çin kökenli olan kırmızı biber hapları pek çok kişinin ölümüne neden olurken aynı zamanda böbrek sağlığı üzerine de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle kırmızı biberin doğal hali ile tüketilmesi çok daha doğru bulunmaktadır.

Bir diğer yakan besin ise yumurtadır. Yumurta yine metabolizmayı hızlandıran yiyecekler arasında bulunmakla beraber bu özelliği sayesinde vücudun yağ yakmasını hızlandırmaktadır. Yağ yakan içecekler olarak ise akla ilk gelen greyfurttur. Özellikle de sabahları aç karnına taze sıkılmış bir bardak greyfurt suyu güne yağ yakarak başlamanızı sağlayacaktır. Ayrıca yine süt ve yeşil çay vücudunda bulunan fazla yağlardan kurtulmak isteyen kişilerin tüketmeleri gereken içecekler arasında bulunmaktadır. Yulafta yağ yakan besinler arasında yer almakla beraber diğerlerinden farklı olarak aynı zamanda tok tutucu özelliğe de sahiptir. Bu nedenle diyet yapan kişilerin yulaflı ekmek tüketmeleri ya da sabah yedikleri omletin içerisine bir miktar yulaf karıştırmaları tavsiye edilmektedir. Böylelikle hem vücudun daha fazla yağ yakması hem de gün içindeki tokluk seviyesinin yüksek tutulması sağlanacaktır.  
1 yorum

Çorba içerek zayıfla



İster zayıflama diyeti uygulayın, ister koruma programı çorba yemek kültürümüzde yüzyıllardır varolan, çeşitliliğiyle, sunumuyla yemeklerde tercih edilen bir besin türü. Biz diyetisyenlerin de sıklıkla önerdiğimiz çorba diyet listelerinin kurtarıcısı olmakta.





Pensilvanya Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre öğle ve akşam yemeklerine çorba ile başlamak tokluk hissini artırdığından içmeyenlere göre kalori alımını %20 azaltabilmektedir.





Çorba içerisindeki liften zengin besinler ve sulu bir besin olması mide hacim kapasitesini doldurduğundan tokluk hissini artırmakta.





Çorba ayrıca öğün öncesinde tüketildiğinde mide asit salgısını dengeliyor, besinleri sindirime hazırlıyor. Soğuk çorbalardan ziyade sıcak çorba içmeniz bu etkiyi artıracaktır.





İçeriklerine göre besin değeri yüksektir, taze ve sağlıklı besinlerle yapılanlar vitamin ve mineral açısından zengindir.





İçerisine daha az tuz daha çok baharat ekleyin. Hem ödem sorununu önlemek hem de metabolizmayı hızlandırmak için etkili bir yöntem.





Öğün olarak sadece çorba tüketilecekse içerisine yağsız tavuk, hindi, mantar veya kurubaklagil ilave edilebilinir. Protein tokluk hissini artıran ve yağ kaybını hızlandıran bir besin grubudur. Tek başına yemektense sulu ve sıcak bir şekilde tüketmek diyeti de olumlu etkilemekte.





İçtiğiniz çorbanın içeriği elbette önemli, az yağlı, sebze ağırlıklı veya tavuk suyuna çorbalar fazladan kalori alımını da azaltmakta. Sakatat içerikli, bol yağlı, kremalı, pirinç ve nişastalı besinlerin olduğu çorbaları tercih etmemekte fayda var. Diyetisyen Özlem Sert Aydın



Diyetisyen Özlem Sert Aydın

www.ozlemsert.com
0 yorum

'Şişmansın' demek şişmanlatıyor



Şişman olmakla eleştirilen kişilerin obez olma riski 5 kat daha fazla.






İngiltere'de yapılan araştırma, şişman olmakla eleştirilen ve utanç duyan kişilerin obez olma riskinin 5 kat fazla olduğunu gösterdi.

Araştırmaya 50 yaşın üzerinde fazla kilolu 3 bin kişi katıldı. Katılımcılara kiloları nedeniyle alay konusu olmak, lokantalarda, hastanelerde ya da dükkanlarda daha az hizmet almak gibi ayrımcılığa maruz kalıp kalmadıkları soruldu.

Sonuçları "Obesity" dergisinde yayımlanan araştırma, olumsuz muameleye maruz kalanların "kendini yemeye vererek" daha da kilo aldığını ortaya koydu.

Eleştirilmeyen katılımcıların ise kilo vermekte zorlanmadığı belirlendi.

Ayrımcılık ya da farklı muameleye maruz kalanların yaşadığı stresin iştahı artırabileceğini, özellikle sağlıklı olmayan besinleri tüketmeye itebileceğini belirten bilim adamları, "utanan" bu kişilerin kendine güven eksikliği nedeniyle spor yapmaktan da çekinebildiğine dikkati çekti.

Bilim adamları, özellikle doktorların kişinin "şişman" olduğundan bahsetmek yerine tip 2 diyabet, körlük ya da erken ölüm gibi obezitenin sonuçları konusunda uyarabileceğini vurguladı.
0 yorum

Bilinçsiz diyet kalbe zarar verebilir



Görenek, son yıllarda zararlı olan diyetlerin sıklıkla önerildiğini söyledi.






Avrupa Kardiyoloji Derneği Eğitim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Bülent Görenek, son yıllarda gerçekte işe yaramayan hatta zararlı olan diyetlerin sıklıkla önerildiğini savunarak, "Kalp hastaları için mucize bir diyet yoktur" dedi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Görenek, yaptığı açıklamada, koroner kalp hastalıklarının günümüzde ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer aldığını söyledi.

Kalp hastalarına önerilen diyet programlarına değinen Görenek, şöyle konuştu:

"Son yıllarda özellikle diyet konusunda hastaların zihinleri karıştırılıyor. Hastaların duymak istedikleri 'mucizevi' ancak gerçekte işe yaramayan hatta zararlı olan diyetlerin önerildiğine sıklıkla tanık oluyoruz. Kalp hastaları için mucize bir diyet yoktur. İlaç alır gibi antioksidan, vitamin ya da omega asit kullanılması,kalp krizi riskini azaltmamaktadır. Dengeli ve kalp dostu bir diyetle beslenen kalp hastası, sigara da içmiyorsa kendisine en büyük iyiliği yapmış olur. Gerekli olan vitaminlerin ve omega asitlerinin besinlerden alınması gereklidir. Doğal yolla yani besinlerle alınmayan hiçbir vitamin, kalp hastalarında faydalı değildir. Tabii bunun bir istisnası var; kişi bir hastalığı nedeniyle düzenli beslenemiyorsa takviye gerekebilir."

Görenek, diyet meyve ve sebze ağırlıklıysa, kişi haftada 2-3 gün derin deniz balığı tüketiyorsa, kuru baklagilleri seviyorsa, kırmızı et ve hamur işlerinden uzak kalabiliyorsa bunun kalp hastaları için sağlıklı olacağını vurguladı.

Kalp hastalarının yemeklerin hazırlanmasında sıvı yağların tercih edilmesi gerektiğini anlatan Görenek, şunları kaydetti:

"Aslında en doğrusu, bu tür beslenme alışkanlığının çocukluktan edinilmesidir. Hekimi aksini söylemiyorsa günde 30-45 dakika hızlı tempolu yürümelidir. Karışık egzersiz programlarına da ihtiyaç yoktur. Bu kadar basit. Başka mucizevi söylemlere itibar etmeyin. Hekiminizin gerekli gördüğü durumlarda kolesterol düşürücü ilaçlarını kullanmaktan da kaçınmayın. Unutmayın siz tereddüt ettikçe, yanlış beslendikçe ve mucize peşinde koştukça damarlarınız tıkanmaya devam ediyor."

0 yorum

Kilo almanızın ilginç nedeni



Birçok kişide eğer uyku sorunu varsa daha fazla yeme isteği oluşmaktadır. Yapılan bir çalışmaya göre günde 6 saatten az uyuyan kişilerde, normal sürede uyuyanlara göre haftalık 800g. artış gözlenmiş.



Uykusuzluk ile kilo artışı arasındaki ilişki ile ilgili birçok çalışma bulunmakta. Uykusuzluk kilo aldırmaz sadece hormon seviyelerini etkilediğinden iştahı artırarak daha fazla yemenize ve dolayısıyla kilo almanıza neden olur.



Uykusuzluk ayrıca bağışıklık sistemini de olumsuz etkiler, daha sık hastalanabilirsiniz.



Sinir sistemi hastalıklarını tetikleyebilir, bu nedenle daha mutsuz ve depresif olabilirsiniz.



Eğer kilo problemi yaşıyor, dikkat etmenize rağmen kilo veremiyorsanız uyku düzeninizi gözden geçirin. Eğer uyku sorunlarınız varsa bunu çözümleyin.



Uyku düzeninizi değiştirmekte önce beslenmenizi değiştirmekle başlayın;

*Karbonhidrat tüketiminizi gözlemleyin, eğer basit karbonhidratları çok tüketiyorsanız; şeker ve şekerli besinler, beyaz unlu mamüller.. gibi, şeker metabolizmanızı etkileyerek uykusuzluğu tetikleyebilir.



*Sindirimi zor olan besinleri akşam saatlerinde yememeye özen gösterin. Özellikle proteinlerin sindirimi zordur, bu nedenle daha çok öğle yemeklerinizde tercih edin.



*Yağlı besinlerden, kızartmalardan, hamur işlerinden uzak durmaya çalışın.



*Serotonin hormonunun sakinleştirici özelliği vardır. Hindi ve tavuk eti serotonin salgısını artırarak stresi azaltacaktır.



*Ara öğün olarak kuruyemişleri tercih edin, tabiki uygun miktarda.



*Akşam yemeğinizden sonraki ara öğününüzde az yağlı süt veya yoğurt tüketin.



*Uyku öncesinde melisa ve papatya çayı deneyin. Diyetisyen Özlem Sert Aydın



Diyetisyen Özlem Sert Aydın

www.ozlemsert.com
0 yorum

Yavaş zayıflayanlar da verdikleri kiloları geri alıyor



Yapılan araştırmaya göre, yavaş zayıflayanlar da verdikleri kiloları geri alıyor





Avustralyalı bilim insanlarının araştırması, yavaş ve istikrarlı kilo verenlerin de hızlı zayıflayanlar gibi ilerde kaybettikleri kiloları aynı şekilde geri alabildiğini ortaya koydu.

Avustralya'da 200 obezin katıldığı araştırmada, gönüllüler 12 haftalık hızlı ve 36 haftalık yavaş kilo verme programına tabi tutuldu. Yavaş kilo verme programına katılanların kilolarının yüzde 12,5'ni kaybettiği belirlendi.

Hızlı kilo verme programına katılanların ise yüzde 12,5'ten daha fazla kilo kaybettiği ancak 3 yıl sonra her iki gruptakilerin verdikleri kiloların yüzde 71'ini geri aldığı görüldü. Ayrıca hızlı kilo verenlerin amaçlarına daha çabuk ulaştığı da belirtildi.

Araştırmaya imza atanlardan Diyetisyen Katrina Purcell, dünya genelinde obezite tedavisinde yavaş ve istikrarlı kilo kaybının önerildiğini, hızlı kilo kaybının verilen kiloların daha çabuk alınmasına yol açtığının düşünüldüğünü ancak sonuçların bunun aksini gösterdiğini vurguladı.

Bu durumun hızlı kilo vermede uygulanan çok düşük kalorili diyetin daha fazla tokluk sağlamasından ve sınırlı yiyeceğin vücuttaki yağların yakımını artırmasından kaynakladığını belirten bilim adamları, ayrıca çabuk kilo vermenin kişileri diyete bağlı kalınması konusunda motive ederek daha iyi sonuçlar alınmasına yardım ettiğine dikkati çekti.

Araştırmanın sonuçları "The Lancet Diabetes & Endocrinology" dergisine yayımlandı.
0 yorum
 
Support : Copyright © 2011. saglik8.blogspot.com - All Rights Reserved
Kafes kuşu | Radyomevlana | Yiğit CAMCI